Aksaray Üniversitesi
ASÜ Gazetecilik Bölümü Öğrenci Gazetesi
Sağlık ve Yaşam

Skolyoz; omurgamıza binen yükler artıyor

Uzman Fizyoterapist Berkay Tutar, skolyoz üzerine yaptığı yoğun çalışmalarla toplum farkındalığı oluşturabilmek adına bilinmeyenlerin üzerine ışık tuttu.

Skolyoz, omurganın 10 derece veya daha fazla olacak şekilde sağa ya da sola, yana doğru eğrildiği, omurganın röntgende S veya C şeklinde görünüm aldığı omurga deformitesidir. Uzman Fizyoterapist Berkay Tutar, yanlış bilinenleri düzeltmek adına, çocuklarda son zamanlarda artış gösteren skolyoz vakaları hakkında konuştu.

Uzm. Fzt. Tutar skolyoz için, “Çocuklarda en sık görülen tip idiyopatik skolyozdur. Yani sebebi tam olarak bilinmeyen bir skolyoz. Genellikle ergenlik öncesi dönemde belirtilerini gösteren bu hastalık son zamanlarda sıkça görünmeye başladı. Bunun başlıca sebebi; değişen çevresel faktörler ve değişen fiziksel aktivite rutinleri. Bunlar direkt skolyoz yapmasa da eğriliğin ilerlemesine ve yatkınlığa zemin hazırlar ayrıca çok uzun süre kötü pozisyonda durduğumuz için de skolyoz gelişmez, yalnızca omurgada bir eğrilik varsa, hali hazırda skolyoz oluşmuşsa uzun süreli kötü pozisyonda durmak, hareketsiz durmak bizim ağrıya yatkınlığımızı arttırır. Skolyozda genetik faktörler de önemli. Annede ve babada yani ailede skolyoz öyküsü varsa çocuklarda görülme olasılığı da aynı oranda yüksektir” diyerek skolyozun neden olduğunun henüz bilinmediğini söyledi.

Skolyoz, henüz bilimsel olarak nedeni bilinmeyen tedavi süreci uzun bir hastalık. Erken önlem bu sebeple tedavi noktasında bir hayli önemli. Uzm. Fzt. Tutar bununla ilgili, “Skolyozun takip edilmesi gerekiyor. Eğer genetik yatkınlık varsa saydığımız çevresel faktörler de buna göre düzgün şekilde ayarlanmalı. Aileler özellikle çocukların ergenliğe yakın döneminde, vücut ve duruşlarını kontrol etmeli. Ergenlik döneminde çocuklar, vücutlarında olan değişimleri utanarak gizlemeye çalışıyor ve dışarıya yansıtmak istemiyorlar. Bu sebeple yaşları itibariyle tek başına banyo yapmaya ve giyinmeye başlan çocuklarda olası bir asimetri hemen dikkat çekemiyor. Aileler, çocuklarında omuz seviyelerinde eşitsizlik, bel kavislerindeki simetrinin bozulması, gövdenin belli bir tarafa doğru yığılması ya da kalçanın farklı yöne kayması vb. bu tür farkındalıklarda hemen ilgili hekimlere yönelmeli” diyerek ailelerin özellikle ergenlik dönemlerinde daha dikkatli olmaları gerektiğinin altını çizdi.

Uzm. Fzt. Tutar, skolyozun tedavi noktasında herkese farklı tekniklerin uygulandığını söylüyor, “Skolyozun tam teşhisi röntgenle belli olur ama elle de kontrol sağlanabilir. Fizyoterapistler farklı tekniklerle vücutta herhangi bir simetri olup olmadığını kolaylıkla teşhis edebilir. Herkesin tedavi yöntemi skolyoz türüne ve kişiye özgü değerlendirilip belirlenir. Çocuğun yaşı, eğriliğin durumu, kemik yaşı gibi faktörler göz önüne alınarak kişiye özel bir tedavi yöntemi belirlenir. Bazı durumlarda korse, ve cerrahi yöntemlere de başvurulabilir. Bunun yanında skolyoz için klasik fizik tedavi egzersizleri maalesef yeterli gelmiyor. Tedavi için skolyoza spesifik üç boyutlu skolyoz egzersizlerinin uygulanması ve günlük yaşama entegre edilmesi lazım. Kullanılacak korseler ise her çocuğa özgü ölçü alınarak yapılmalı. Dışardan hazır kalıp satın alnına elastik ya da çelik balenli korselerin herhangi bir etkisi bulunmayacaktır” diyerek uzmandan alınacak desteğin önemini vurguladı.

Skolyoz, biçimsel olarak her bireyde farklı türlerle ortaya çıktığından dolayı tamamen ortadan kaldırmak çok mümkün değil. Uzm. Fzt. Tutar bu konuyla ilgili, “Skolyozda spesifik fizyoterapist egzersizlerin öncelikle amacı eğriliğin ilerlemesini durdurmak. Çünkü gelişim devam ettikçe açı ilerleme eğiliminde olur. Düzenli sporun skolyoz eğriliğine herhangi bir etkisi yoktur. Ancak spor yapan çocukların vücut farkındalığı beden farkındalığı, yapmayan çocuklara göre daha gelişmiştir” diyerek çocuklarda erken yaşta doğru egzersizlerin çocuk için olumlu faydasının olacağını söyledi.

Skolyozun erken tedavisi için bilinçli ebeveynlere ve gözetmenlere ihtiyacımız var. Uzm. Fzt. Tutar, “Skolyozda erken tanı çok daha kritik aileler anormalliği fark ettikleri anda kendiliğinden geçmesini beklemek yerine hemen bir uzmana yönelmeli. Okullarda özellikle ilk ve ortaokul öğretmenleri çocukların duruşlarına ve yürüyüşlerine dikkat etmeli. Herhangi bir sorunda aile ile iletişime geçmeli. Evde ise aileler bu konuda bilinçli olmalı. Banyoda, denizde, havuzda birçok alanda çocuğun vücudunda herhangi bir asimetriye karşı dikkatli olunmalı ve fark edildiği an önlem alınmalı” diyerek bilinçli olmamız gerektiğini, erken teşhis ve tedavinin önemini vurguladı.

Çocuğa skolyoz tanısı konulduğu andan itibaren yapılması gerekenler her ne kadar kişiye özgü olsa da Uzm. Fzt. Tutar bu konuda umutlu konuştu. “Teşhis konulduktan sonra ailelerin de çocuklarında moralini yüksek tutması gerekiyor. Çünkü bu bir süreç bazen üç bazen dört yıl gibi bir takip süresi gerekiyor belli durumlarda bu süre çok daha uzun oluyor. Egzersizlerin düzenli, disiplinli ve istikrarlı yapılması çok önemli. Pes etmeden, uzmanın yönlendirdiği yolda ilerleyerek durumu kontrol altına almak mümkün kimse umudunu kaybetmesin” diyerek son sözlerinde istikrarın skolyozlu bireyler için öneminin altını çizdi.

Skolyozun son dönemlerde artan vaka sayıları, toplumun bu konuda yeterince bilgisinin olmayışı ve geciken tedavi, önlemler ilerde daha uzun ve zor bir sürecin oluşmasına sebebiyet verebiliyor. Önce aileler ardından öğretmenler, çocuklar için bilinçli davranarak erken teşhise yardımcı olabilir.

Haber: Tuba Adıgüzel