Aksaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fadime Şimşek İşliyen, "Gerçeğin Çölünde Kaybolmak" adlı yeni kitabında hakikat sonrası çağın bulanıklaşan gerçekliğini ele alıyor. Yapay zekâ ve teknolojinin yönlendirdiği bilgi bombardımanı arasında insanların yönünü nasıl kaybettiğini anlatan İşliyen, okurları medyaya karşı daha sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısı geliştirmeye davet ediyor.
Aksaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Fadime Şimşek İşliyen, “Gerçeğin Çölünde Kaybolmak” adlı kitabında hakikat sonrası çağda gerçeğin nasıl dönüştüğünü ve yeniden üretildiğini ele aldı. İşliyen, çalışmasında özellikle medya, teknoloji ve yapay zekâ ekseninde değişen gerçeklik algısına odaklandı.
İşliyen ile kitabının yazım sürecini, eserin çıkış noktasını ve günümüz medya ortamında gerçeğin nasıl şekillendiğini konuştuk. İşliyen, teknolojik gelişmelerle birlikte gerçeğin daha görünür olduğu kadar daha tartışmalı hale geldiğine dikkat çekti.
– Bu kitabı yazma süreciniz nasıl başladı, sizi en çok ne motive etti?
Ben aslında çocukluğumdan beri yazıyla iç içe olan biriyim. Okuma yazmayı öğrendiğim andan itibaren yazmaya başladım, hatta ilk şiirimi küçük yaşlarda yazmıştım. Üniversitede gazetecilik eğitimi almamla birlikte bu ilgim daha profesyonel bir boyuta taşındı. Akademik çalışmalarım devam ederken içimde hep deneme tarzında bir kitap yazma isteği vardı. Çevremden gelen olumlu dönüşler ve insanların benden böyle bir kitap beklemesi de beni motive eden en önemli unsurlardan biri oldu.
– Kitapta bahsettiğiniz “hakikat sonrası çağda gerçeğin kurgulanması” sizce bugün kaçınılmaz mı?
Aslında gerçeğin kurgulanması sadece bugüne ait bir durum değil. Ancak özellikle içinde bulunduğumuz çağda, teknolojinin ve yapay zekânın gelişmesiyle bu durum çok daha görünür hale geldi. Artık sadece görmek bile inanmak için yeterli değil. Fotoğraflara, videolara bile şüpheyle yaklaştığımız bir dönemdeyiz. Bu nedenle günümüzde gerçeğin kurgulanmasının kaçınılmaz hale geldiğini düşünüyorum.
– “Gerçeğin çölünde kaybolmak” metaforuyla en çok hangi duruma dikkat çekmek istediniz?
Bu metaforla günümüzde insanların gerçeklik içinde yönünü kaybetmesine dikkat çekmek istedim. Bilgi bombardımanı, dezenformasyon, yapay içerikler ve medya mesajları arasında insanlar artık neyin gerçek, neyin kurgu olduğunu ayırt etmekte zorlanıyor. İçinde bulunduğumuz hakikat sonrası çağda hepimizin biraz bu çölde yönünü aradığını düşünüyorum.
– Kitabın adı neden “Gerçeğin Çölünde Kaybolmak”?
Bu isim benim için oldukça sembolik. “Gerçeğin çölü” kavramı hem felsefi hem de popüler kültürel bir arka plana sahip. Ben de bu kavramı, hakikatin giderek bulanıklaştığı ve insanların gerçeklik içinde yönünü kaybettiği günümüz dünyasını anlatmak için tercih ettim. Bu kavram aslında Jean Baudrillard’a ait. The Matrix filmi de bu düşünceden ilham alıyor. Filmde “gerçeğin çölüne hoş geldiniz” deniyordu. Orada karakterin uyanıp aydınlandığı bir “gerçek çölü” anlatılıyordu.
Ama günümüze baktığımızda artık o çölün içinde çok daha ileriye gittiğimizi, hatta yolumuzu kaybettiğimizi düşünüyorum. Biz şu an o çölde yönünü ve yolunu kaybetmiş durumdayız.
Ben de bu ismi seçerken buna atıf yaparak, hakikat sonrası çağa bir gönderme yapmak istedim diyebilirim.
– Medyanın gerçeği yeniden üretmesi sizce bilinçli bir yönlendirme mi yoksa sistemin doğal sonucu mu?
Bence bu ikisinin birleşimi. Medya var olduğundan beri gerçeğin çarpıtılması ya da yeniden üretilmesi hep vardı. Ancak günümüzde teknolojinin etkisiyle bu çok daha hızlı yayılıyor ve çok daha fazla insana ulaşıyor. Bu yüzden hem bilinçli yönlendirmeler söz konusu hem de yaşadığımız çağın doğal bir sonucu diyebiliriz.
– Okurun bu kitabı bitirdiğinde fark etmesini en çok istediğiniz şey neydi?
Benim en büyük isteğim, okurun medyaya daha sorgulayıcı bir gözle bakması. Sadece kendisine gösterilenle yetinmeyip “Bana ne gösteriliyor?”, “Ne gösterilmiyor?”, “Buradaki alt mesaj ne?” gibi sorular sormasını istiyorum. Daha bilinçli, sorgulayan ve medya içeriklerini eleştirel gözle değerlendiren bir birey olması benim için en önemli kazanım olur.
İşliyen, kitabıyla okura yalnızca bir okuma deneyimi sunmayı değil, aynı zamanda medya içeriklerine karşı daha eleştirel ve bilinçli bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyor.
Haber: Zerda Acar
Fotoğraf: Kadir Koçak